* Hay! Yarın başlayamıyorum stop motion'ıma çünkü yarın büyük buluşma gerçekleşiyor aylar sonra... Tamamen piyangodan yarın gece bir sularında bu kızcağız İstanbul semalarına süzülüyor olacak efendim. Nasıl bir içten yazdıysam geçmiş bir iki post öncesi "yosun kokusu, tuz kokusu"nu, spiritüel güçler bile tepkisiz kalamadı bu isyanıma sanırım. Neyse, öyle yani gidiyorum ben. Gidip de dönememek var, ajitasyon yapayım mı? Çok ajitik insanımdır ben yer yer.
* O değil de ben yarın sanırım bir çılgınlık yapıp kendime küçük topuklu bir çizme alacağım. Evet evet, almakla da kalmayıp giyeceğim onu. İnanamadınız değil mi? Ben de. Almayadabilirim zira artık ayaklarım converse dışındaki her türlü ayakkabıda değişik tepkiler verdiği için ben de bu tarihsel gerçekliği bozmama adına hiç ekşına girmiyorum da bugün derste şeytan mı dürttü n'olduysa, bir hal geldi bana. Sonra dedim "Yanlış işlere girme Kuti, git kendine bir günlük düşünme süresi ver sonra al alacaksan." Hala o yanlış yolda gibiyim, hayırlısı.
* Şimdi size bir sosyal tespitte bulundum, ondan bahsedeceğim. (Bak bak.) Mini etek ve yurdum insanının tepkileri konumuz. Şimdi ilkin bu dikkatimi çektiğinde İstanbul'da idim yine. Taksideyim, Hisarüstü'nden Taksim'e doğru ilerlemekteyim. Malumunuz trafikte takıldık kaldık abi ile, neyse ben de bakınıyorum pencereden. Bir abla jet bir mini giymiş, iyi hoş, jaguar gibim maşallah ayı zamanda... Neyse, yanında erkek arkadaşı olmasına rağmen her geçen yurdum genci, amcası şöyle boyundan başlayıp ayak ucunda biten bir göz surveyi gerçekleştiriyor abla üzerinde.
Sonra iki genç muhabbet ederekten geliyorlardı, bir tanesi yüzüne baktı ablanın diğeri baktı bakmadı; "Helal." dedim. Hayır insanlara değişik geliyor tabii, bakana bulmuyorum ben kabahati sadece. Neyse şimdi abla ve bakmayan iki genç paralel bir dizilim gerçekleştirdiler, ters istikamette ilerlemeye başladıklarının dakikasında bu bakmayan(!) gençlerin ikisi birden yüz seksen derece döndüler ve giden ablanın ardından uzun uzun baktılar bir süre.
"Kızım." dedim için için "Kızım aslında farklı olmasını istiyorsun fakat dünya, inan ki anlattıkları gibi..."
Neyse güldüm geçtim. Öyle etek giymedikçe sorunum da değil zaten.
***
Bugün yine benzeri bir durumla karşılaştık efendim. İspanyolca dersinin ertesi bugün, Sema ile karın doyurma peşindeyiz tipik canlılar olarak. Neyse doyurduk, 8. caddeden yurda doğru yollanmaktayız, yolda yine bir abla, jaguar gibim ve jet minili...
Neyse. "Bak." dedim Sema'ya "Bak hacı lakin ablaya bakma, ablaya bakanlara bak şimdi..."
İlkin genç birkaç çocuğun boyunlarında ve gözlerinde gerçekleşen çok yönlü spinal harekete kikirdedik. Bu normal, gayet normal zira gençler, olabilir.
Sonra BP'nin oradan geçiyoruz. Şimdi birkaç BP abi oturmuş kaldırımın kenarına, muhabbet etmekteler. Ablanın görüş alanına girişi ile muhabbette duraklama gerçekleşti, neyse abla geçti gitti de BP abi bakmaktan kendini alamıyor. Abla çevresinde tur atsaydı BP abinin billahi ben bugün 360 derece dönebilen bir insan görmüş olacaktım... Allahtan 180 derece ile kapattık olayı. Kopuyordu ama belden, iyi kurtardı.
Ardından amcalar, daha yaşlı amcalar, dede mertebesinde amcalar, teyzeler ve binimum insan gözleri ile parçaladı ablayı. Sonra karşıya geçti, zannediyorum daha da parçalamışlardır. Kimileri hem acımasızca bakışlar atıp ablayı yanımızdan geçerken halen cıkcıklıyordu, kimileri o tepkiyi bile vermiyordu.
Adı üstünde üstelik yahu, "Ankara". k'sine g diyor adamlar üstelik. Bana kalsa derdim değil de sizi düşündüğümden be ablalarım...
Diyeceğim psikoloji bir garip be canlar. Fizyoloji mi desek yoksa... Bilemedim. Neyse ben kaçayım şimdi, yarın "Tolga Hoca ile Photoshoplu mutlu(?) saatler" için biraz belimi filan dinlendirmeli belki de. Yarın hızlı bir gün olacak hem, Jesse'e de dediğim gibi hatta "Festdey!" :) Teytey.
"İstanbul, özlemiş mi beni! İyi yolculuklar Kuti!"
daimi pazar sendromu
3 saat önce
0 kişi de duramadı, tepki verdi!:
Yorum Gönder